"Osmanlı zamanında kapılar'da 2 tokmak bulunurdu, biri büyük biri ufak.
Ufak tokmağa vurulunca ev sahibi anlardı ki kapıyı çalan bir bayandır ve kapıyı evin hanımı açar.. Büyük tokmağa vurulunca anlaşılırdı ki kapıyı çalan bir erkektir,kapıyı evin erkeği açardı."
1-)Avrupa`da labaratuarlarda yapilan arastirmaya gore Zemzem suyu diger sulara gore cok daha az kükürt tasimaktadir.
2-) Yine ayni arastirmaya gore diger sulara gore cok daha besleyicidir ve cok daha fazla mineral barindirmaktadir. 3-) Kaynagi henuz bulunamamistir. Nereden geldigi su anki teknolojiye gore bile bilinemiyor. Yakinlarinda hicbir kuyu yok ve denize de 80 km uzaklikta.Bu sartlarda suyunu denizden veya baska bir kuyudan almasi imkansiz. Nasil oluyor da yillardir suyu bitmiyor,bunu kimse bilmiyor.
4-) Açligini gidermek için içen kisinin açligini, susuzlugunu gidermek için içenin susuzlugunu giderir.
5-) Sadece 1,5 metre derinligindeki ufacik bir kuyudan cikan su,hac
mevsimi boyunca milyonlarca hacinin tum su ihtiyacini gostermemektedir.
6-) Dunya Saglik Orgutu (WHO)`nun raporlarina gore Dunya`daki en icilebilir ve saglikli sulardan biri.
7-) Amerika`da yapilan test sonuclarina gore Dunya`da icinde mikroorganizma ve bakteri bulundurmayan TEK su zemzem suyu.
Ayrıca zemzem hiçbir zaman belden aşağı inmez ve anladığınız üzere
idrar yoluyla atılmaz yani sadece ter ile vücuttan atılır bunların hepsi
bilimsel deneylerle kanıtlanmıştır.
Eski
zamanlarda Hint İmparatoru, satranç oyununu Pers İmparatoruna, hediye
olarak gönderir. Bu yeni oyunu ona gönderdiğini kendisinin de bir oyun
icat ederek ona göndermesini ister. İran şahı Nevşiyann’de veziri Büzur
Mehir’e yeni bir oyun bulmasını söyler.Çok akıllı olan vezir 10 gün
içerisinde tavla oyununu icat eder. Zaman kavramından alınan ilhamla
tasarlandığı bilinmektedir.
Tavlanın içindeki karşılıklı 6'şar
hane 12 ayı temsil eder.15 açık ve 15 koyu renkli pul, Ayın 15 gece ve
15 gündüzünü simgeler. Karşılıklı 12'şer hane günün 24 saatidir.
Tavlada, 4500 civarında hamle ihtimali bulunur. Ancak zar faktörüde
önemli olduğundan oyunu kazanmak için şansta önemli bir faktördür.
Yunus şiirleriyle, ilâhileriyle, efsâneleriyle Türk halkının yüzyıllarca
hâfızasında yer etmiş, dilinde canlanmış, ruhunda yaşamış ve göz yaşlarında
akmıştır. Yunus Emre, büyük, engin ve içten bir halk şâiridir. O, temiz bir
Türkçe ile halka Allah sevgisinin erişilmez heyecanını duyurmağa uğraşmış ve
bunda da başarılı olmuştur. Ona göre, tabiatta her şey Allah’ı aramakta ve
Allah’ı anmaktadır.
Yunus’ta derin bir tasavvuf kültürü görülür. O, Oğuz lehçesinin en güzel
eserlerini vererek Türk halk dilini
edebi bir dil durumuna getirdi. Yaşadığı dönemde Farsça edebî dil, Arapça ise
ilim dili idi. Yunus Emre, sade ve basit bir dille ilâhî düşüncelerin en güzel
anlatımını verdi.
Yunus Emre’nin yaşadığı devir, Anadolu'nun içine dönük, umutsuz, bezgin bir dönemidir. Moğol akınları
karşısında yenik düşen Anadolu Selçuklu
Devleti, Türkmen Boylarının ikide bir ayaklanmasıyla tümden güçsüz kalmış, halktan koparak, kendi derdinde, kendi
yaşantısını sürdürme çabasına düşmüştür.
Üst üste gelen kıtlık ve sürekli kuraklıklar, bitkin ve ezik halkın yaşama
umudunu kırmıştı.
Halk, gerçek mutluluğun ölümden sonra var olacağını, bu geçici dünyada,
arı-duru bir gönülle Allah’a yönelmeyi. telkin eden mutasavvıf şeyhlerin
çevresinde küme küme toplanmıştır. Yunus, bu ortamda,
bir aşk ve sevgi güneşi olarak Anadolu'da doğmuş, umutsuzlara umut vermiş,
Anadolu'nun gönlü ve dili olmuştur.
Dağlar ile
taşlar ile
Çağırayım
Mevlâm seni
Seherlerde kuşlar ile
Çağırayım Mevlâm seni.