René Descartes-Doğru Akıl Yürütme Yöntemi Üzerine Söylev
Sağduyu dünyadaki şeyler içinde bizlere en eşit biçimde dağıtılmış
olandır, çünkü herkes kendisinde bolca sağduyu olduğundan emindir, tüm
diğer meselelerde asla memnun olmayanlar bile zaten sahip olduklarından
daha fazla sağduyuya sahip olmayı pek arzu etmez. (...) Bana gelince,
ben asla zihnimin herhangi bir açıdan sıradan insanların zihinlerinden
daha mükemmel olduğunu düşünmedim; hatta bazıları kadar hızlı bir
düşünme gücüne, kesin ve belirgin bir hayal gücüne veya kapsamlı ve
hazır bir hafızaya sahip olmayı istedim. Bunların dışında insan zihnini
mükemmelleştiren başka bir nitelik bilmiyorum. İnsanı insan yapan ve
vahşilerden ayıran akıl ve duyuların bireylerde tam ve eksiksiz
bulunabileceğine seve seve inanırım ve bunu yaparken de azlık veya
çokluk sorununun ancak tesadüfler alanında ortaya çıktığını ve aynı
türden bireylerin doğalarını veya biçimlerini etkilemediğini söyleyen
filozofların ortak fikrini izlerim.
Sayfalar
Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Kültür Topluluğu'nun Blog Sayfasına Hoşgeldiniz. Hoşça vakit geçirmeniz dileğiyle...
Arkadaşlar Facebook Grubumuza da bekleriz.
9 Şubat 2013 Cumartesi
Abraham Lincoln-Özgürlük Bildirgesi
Abraham Lincoln-Özgürlük BildirgesiAbraham Lincoln: '' Until every man is free, we are all slaves.''
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın Bildirgesi
Yüce Tanrımızın yarattığı 1862 yılının Eylül ayının 22. gününde, diğer unsurların yanı sıra, aşağıdaki hususları da içeren bu bildirge Amerika Birleşik Devletleri Başkanı tarafından yayınlanmıştır.
Yüce Tanrımızın yarattığı 1863 yılının Ocak ayının 1. gününde, herhangi bir eyalette veya eyaletlerin belirli mahallerinde, halkın aksi halde Amerika Birleşik Devletleri’ne isyan içinde olacaklarının kabul edileceği hal ve şart altında, köle olarak tutulan tüm insanlar bu tarihten itibaren ve sonsuza kadar özgür kılınacak ve böylelikle kara ve deniz güçleri dahil olmak üzere, devletin yürütme gücü bu insanların özgürlüklerini tanıyacak ve koruyacaktır ve bu insanların tümüne veya herhangi birine özgürlükleri için yapacakları herhangi bir girişimi bastırmaya yönelik eylem ya da eylemlerde bulunmayacaklardır.
Başkanlığın iradesi; bildirge gereği daha önce bahsi geçen Ocak ayının 1. gününde, eğer vuku bulursa, Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı isyan hareketinde olduğu kabul edilecek insanların içinde yer aldığı eyaletleri tespit edecek, ancak o gün iyi niyetle oy verme hakkı olan insanlarının çoğunluğunun katılımlarıyla, Amerika Birleşik Devletleri Kongresi’ne seçilen üyeler tarafından temsil edilen eyalet ve insanların, aksi yönde kuvvetli şahadet olmadıkça, Amerika Birleşik Devletleri aleyhine isyan içinde olmadığı, bağlayıcı olarak kabul edilecektir.
Max Planck-Bilimsel Otobiyografi
Max Planck-Bilimsel Otobiyografi
Bilim insana gerçek dünyaya dair kesin bilgi verir mi? Max Planck (1858-1947), Newton’un evrenini büyük ölçüde alaşağı eden modern “fizik devrimi”nin önde gelen bilimadamlarından biridir. Yaşamının büyük bir bölümünü Berlin’de teorik fizik profesörü olarak geçirdikten sonra, 1900’de ona dünya çapında ün kazandıran kuantum teorisini geliştirmiştir. Planck’ın bilimle felsefe arasındaki ilişkiye verdiği önem, yirminci yüzyılda fizikte yapılan devrimlerle dünyanın her zamankinden daha gizemli bir hale gelmiş olması sorununa tuz biber eker mahiyetteydi. Planck, aşağıda sunulan konferansını 1941’de, seksen üç yaşındayken hazırlamıştır.
Tam bilim! Zengin çağrışımı olan iki sözcük! İnsanın gözleri önünde taşları sımsıkı örülü yüce bir yapı belirmesine yol açıyor; öyle bir yapı ki, âdeta bilgeliğin hazinesi, hakikat özlemi içinde bilgiye susamış olan insanlığa vaat edilen hedefin sembolü! Ve bilgi güç anlamına da geldiği için, doğada işbaşında olan kuvvetlere dair edindiği her yeni bilgiyle insanın bu kuvvetlere nihayet egemen olabileceğini umut etmesine yol açıyor.
Bilim insana gerçek dünyaya dair kesin bilgi verir mi? Max Planck (1858-1947), Newton’un evrenini büyük ölçüde alaşağı eden modern “fizik devrimi”nin önde gelen bilimadamlarından biridir. Yaşamının büyük bir bölümünü Berlin’de teorik fizik profesörü olarak geçirdikten sonra, 1900’de ona dünya çapında ün kazandıran kuantum teorisini geliştirmiştir. Planck’ın bilimle felsefe arasındaki ilişkiye verdiği önem, yirminci yüzyılda fizikte yapılan devrimlerle dünyanın her zamankinden daha gizemli bir hale gelmiş olması sorununa tuz biber eker mahiyetteydi. Planck, aşağıda sunulan konferansını 1941’de, seksen üç yaşındayken hazırlamıştır.
Tam bilim! Zengin çağrışımı olan iki sözcük! İnsanın gözleri önünde taşları sımsıkı örülü yüce bir yapı belirmesine yol açıyor; öyle bir yapı ki, âdeta bilgeliğin hazinesi, hakikat özlemi içinde bilgiye susamış olan insanlığa vaat edilen hedefin sembolü! Ve bilgi güç anlamına da geldiği için, doğada işbaşında olan kuvvetlere dair edindiği her yeni bilgiyle insanın bu kuvvetlere nihayet egemen olabileceğini umut etmesine yol açıyor.
Baron De Montesquieu-Yasaların Ruhu
Baron De Montesquieu-Yasaların Ruhu
Genel Olarak Yasalara Dair
En genel anlamda yasalar, eşyaların doğasından kaynaklanan gerekli rabıtalardır. Bu anlamda, her varlığın yasaları vardır; Tanrılık’a ait yasalar, maddi dünyanın yasaları, insanüstü zekâların kendi yasaları, hayvanların kendi yasaları ve insanın kendi yasaları vardır. (...)
Demek ki ilkel bir akıl vardır ve yasalar, o ve farklı varlıklar arasında mevcut olan ilişkilerdir ve bunların birbirleriyle olan ilişkileridir.
Tanrı, evrenin yaratıcısı ve kurtarıcısıdır; tüm şeyleri yaratmakta kullandığı yasalar, onları korumada kullandıklarıdır. O, bu kurallara göre hareket eder, çünkü onları bilir; onları bilir, çünkü onları kendisi yapmıştır; onları yapmıştır, çünkü onlar Tanrı’nın bilgeliğine ve gücüne bağlıdır.
Genel Olarak Yasalara Dair
En genel anlamda yasalar, eşyaların doğasından kaynaklanan gerekli rabıtalardır. Bu anlamda, her varlığın yasaları vardır; Tanrılık’a ait yasalar, maddi dünyanın yasaları, insanüstü zekâların kendi yasaları, hayvanların kendi yasaları ve insanın kendi yasaları vardır. (...)
Demek ki ilkel bir akıl vardır ve yasalar, o ve farklı varlıklar arasında mevcut olan ilişkilerdir ve bunların birbirleriyle olan ilişkileridir.
Tanrı, evrenin yaratıcısı ve kurtarıcısıdır; tüm şeyleri yaratmakta kullandığı yasalar, onları korumada kullandıklarıdır. O, bu kurallara göre hareket eder, çünkü onları bilir; onları bilir, çünkü onları kendisi yapmıştır; onları yapmıştır, çünkü onlar Tanrı’nın bilgeliğine ve gücüne bağlıdır.
Platon-Sokrates'in Savunması
Platon-Sokrates'in Savunması
Doğrusu Atinalılar, Meletos’un bana yüklediği kötülüklerin suçlusu
olmadığıma inandırmak için sizi, saptamamı uzatmam gerektiğini
sanmıyorum; dediklerim yeter. Ama daha önce de söylediğim gibi, bana
karşı beslenen düşmanlıklar, günüler sayısız; iyi bilin, doğrudur
bunlar. Suçlu diye yargılı olursam, işte bunlar yüzünden olurum, bu
yüzden yitiririm. Ne Meletos, ne de Anitos1
yüzünden. O leke sürmeler, şu bir yığın adamın çekemezliği yok mu, nice
nice kişilerin yok olmalarına yol açtı, daha da açar elbet; öyle ya bu
kötülük gelip bana dayanmakla kalmaz ki.1 Aralık 2012 Cumartesi
Savaşta Ağaç Bile Kesilmez
SAVAŞTA AĞAÇ BİLE KESİLMEZ
28 Ocak 2009 Çarşamba
Gazete küpürünü görmek için tıklayınız!
Bugün uçaklardan savrulan tonlarca bomba, hiçbir kaide tanımadan, canlı cansız ayırt etmeden ölüm kusuyor. Osmanlılar zamanında, savaşta muharip olmayanlar öldürülmez; ağaçlar kesilmez; ekinler yakılmaz; sular zehirlenmezdi.
Eski hukukumuza göre harbi, hükümdar veya onun vazifelendireceği bir kumandan idare eder. Kumandanın meşru emirlerine şartsız uymak mecburîdir. Düşman şehri kuşatılınca, önce İslâmiyete davet edilir. Kabul etmezlerse, cizye karşılığı İslâm devletinin vatandaşı olmaları istenir. Bunu da kabul etmezlerse, harb kaçınılmaz olur.
Düşman ordusu kuvvetli ise, mal vererek sulh yapılabilir. Savaşta muharip olmayanlar öldürülmez. Ağaçlar kesilmez; ekinler yakılmaz; sular zehirlenmez. Ancak kumandan lüzumlu görürse, düşmanı zaafa uğratmak için bunlar da câiz olur. Harb kızışınca, askeri teşvik için kumandan “Yağma!” diye bağırabilir. II. Viyana Kuşatması’nın hüsrana uğramasının bir sebebi de, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın askere yağma izni vermemesiydi.
28 Ocak 2009 Çarşamba
Gazete küpürünü görmek için tıklayınız!
Bugün uçaklardan savrulan tonlarca bomba, hiçbir kaide tanımadan, canlı cansız ayırt etmeden ölüm kusuyor. Osmanlılar zamanında, savaşta muharip olmayanlar öldürülmez; ağaçlar kesilmez; ekinler yakılmaz; sular zehirlenmezdi.
Eski hukukumuza göre harbi, hükümdar veya onun vazifelendireceği bir kumandan idare eder. Kumandanın meşru emirlerine şartsız uymak mecburîdir. Düşman şehri kuşatılınca, önce İslâmiyete davet edilir. Kabul etmezlerse, cizye karşılığı İslâm devletinin vatandaşı olmaları istenir. Bunu da kabul etmezlerse, harb kaçınılmaz olur.
Düşman ordusu kuvvetli ise, mal vererek sulh yapılabilir. Savaşta muharip olmayanlar öldürülmez. Ağaçlar kesilmez; ekinler yakılmaz; sular zehirlenmez. Ancak kumandan lüzumlu görürse, düşmanı zaafa uğratmak için bunlar da câiz olur. Harb kızışınca, askeri teşvik için kumandan “Yağma!” diye bağırabilir. II. Viyana Kuşatması’nın hüsrana uğramasının bir sebebi de, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın askere yağma izni vermemesiydi.
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
15 Kasım 2012 Perşembe
Kimyanın Kurucusu: Cabir Bin Hayyan
Kimyanın Kurucusu: Cabir Bin Hayyan
Ahmet IŞIK | |
Ünlü Fransız bilim tarihçisi M. Berthelot'in onun hakkındaki düşünceleri şöyledir: "Aristo'nun mantık ilmindeki yeri neyse, Câbir bin Hayyân'ın kimya ilmindeki yeri de odur. Aristo, mantığın kurucusu ve üstadı olarak kabul edildiği gibi, Cabir bin Hayyan da kimyanın kurucusu ve üstadıdır." Julius Ruska, Lâtin kimyasının temellerini Yunanca değil, bilakis Arapça orijinal eserlerin tercümelerinin sağladığını belirtmektedir.1 Yaşayan ilim tarihçimiz Fuat Sezgin de, tıp, fizik, astronomi, felsefe alanında birçok eser kaleme alan, âlemde görülebilen veya görülemeyen her şeyin belli bir düzenin neticesi olduğunu belirten Cabir bin Hayyan'ın, genetik ilmine işaret eden şu sözlerini nakletmektedir. "Allah bize fizikî kanunlar vermiştir. Bunlarla bitki, hayvan hattâ insanın benzerini yapabiliriz. Allah beşere öyle kabiliyetler bahşetmiştir ki, beşer, kâinattaki bütün sır perdelerini bununla çözmeye muktedirdir." | |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


