Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Kültür Topluluğu'nun Blog Sayfasına Hoşgeldiniz. Hoşça vakit geçirmeniz dileğiyle...
Arkadaşlar Facebook Grubumuza da bekleriz.
bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ağustos 2012 Cuma

Bilim stresin bunamaya etkisini araştırıyor


Bilim stresin bunamaya etkisini araştırıyor

Michelle Roberts
BBC Sağlık Editörü

İngiltere'de bilim insanları stresin bunamayı tetikleyip tetiklemediğini belirlemek amacıyla bir araştırma başlattı.
Alzheimer Kuruluşu tarafından desteklenen araştırmada bunama başlangıcı görülen 140 hastanın stres oranları incelenecek.

Araştırmacılar 18 aylık çalışma süresince her altı ayda bir stresin biyolojik etkilerini görmek için hastalardan kan ve tükürük örneği alacaklar.

Araştırmanın bunamayı önleyecek veya tedavisine katkıda bulunacak yöntemlerin geliştirilmesine yardımcı olması umut ediliyor.

Bunamayı ne tetikliyor?

Bilim insanlarına göre, hafif derecede kavrama bozukluğu olan hastaların ağır düzeyde bunama yaşama riski çok yüksek. Bu hastalardan bazısının bunaması sabit dururken bazılarınınki de artabiliyor.
Geçmiş çalışmalar, orta yaş stresinin Alzheimer'ı tetikleyebileceğini gösteriyor.

CERN: Higgs parçacığını gördük


CERN: Higgs parçacığını gördük

İsviçre-Fransa sınırındaki CERN laboratuarındaki deneylerinin sonuçlarını alkışlar arasında açıklayan bilim insanları, ulaştıkları sonucun çağdaş fizik modellemesinin kilit unsurlarından biri olarak kabul edilen bir olgunun varlığını ispatladıklarını ilan etti.
cernSöz konusu olgu, fikir babasının adı olan Higgs'den hareketle Higgs boson - Higgs parçacığı olarak anılıyor.
Higgs parçacığı "Neden maddenin kütlesi neden var?" sorusunun cevabının kilit unsurunu oluştura geldi.
BBC Dünya Servisi'nin World Today programına katılan bir uzman, madde ve kütle ilişkisini açıklarken buzdolobı örneğini verdi.
Dünyanın her bir köşesinde ittirilen buzdolabının neden ağır olduğu, ona bu kütleyi neyin verdiği soruluyordu.
Avrupa Nükleer Araştırmalar Örgütü CERN'ün fizik teorisi düzleminde cevabını bulduğunu söylediği soru bu.
İnceleme yapılırken Karbon İzleme Sisteminin beş katlı bir bina yüksekliğindeki kamerası da kullanıldı. Milyar kere milyarlarca molekül çarpışması izlendi.

Edison'ın pili grafen ile geliştirildi


Edison'ın pili grafen ile geliştirildi

Thomas Edison'ın mucidi olduğu bir şarj edilebilir pil teknolojisi, Stanford Üniversitesi araştırmacıları tarafından geliştirildi.
Aslen nikel ve demirden oluşan pil, 20. yüzyılın başında elektrikli otomobillerin üretiminde kullanılmıştı.
Ancak şu an pilin orjinal hali az sayıda şirket tarafından güneş panelleri ve rüzgar değirmenlerinden artan elektriği stoklamak için kullanılıyor.
Edison'un pilini şarj etmek saatler sürüyor, fakat geliştirilmiş hali dakikalar içinde şarj olabiliyor.
Araştırma Nature Communications dergisinde yayınlandı.
Stanford ekibi, genelde iletken element olarak karbon kullanılmasına rağmen, performansı artırmak için karbondan biraz daha kalın bir atom olan grafeni kullandıklarını açıklıyor.
Üniversitede yüksek lisans öğrencisi olan ve araştırmayı planlayan Hailian Wang, "Konvensiyonel elektrotlarda demir ve nikel rastgele bir biçimde karbon ile karıştırılır. Biz bunun yerine grafen üzerinde demir oksitten oluşan nano-kristaller ve karbon nano-tüplerinin üzerinde de nikel hidroksit nano-kristalleri yetiştirdik" açıklamasını yaptı.
Bu yöntem, pilin şarj edilebilme hızını neredeyse bin katına kadar artırmış.

Neandertallerle melezleşmemiş olabiliriz


Neandertallerle melezleşmemiş olabiliriz

Jonathan Bell
BBC muhabiri

Modern insanlarla Neandertallerin DNA'ları arasındaki benzerliklerin, ortak atalara mı yoksa melezleşmeye mi işaret ettiği, yeni bir araştırmanın konusu oldu.
Cambridge Üniversitesi'nde yapılan araştırma, PNAS dergisinde yayınlandı.
Önceki araştırmalarda öne çıkan görüş, bu iki toplumun genomlarındaki ortak yanların, türlerin çiftleşme yoluyla karışmasından geldiğiydi.
Ancak yeni araştırmada başka bir açıklama daha var.
Modern insanın, yani Homo sapiens türünün evrimiyle ilgili teorilerin hepsi, kökenimizin Afrika olduğunu kabul etse de, daha eski insan türleriyle melezleşme iddiaları konusunda ciddi görüş ayrılıkları var.
Son araştırmayı yürüten Cambridge evrimsel biyoloji uzmanları Dr. Anders Eriksson ve Dr. Andrea Manica, melezleşmeyi destekleyen kanıtları yeniden değerlendirmek için bilgisayar simülasyonlarına başvurdu.
Vardıkları sonuca göre, modern Avrasyalı insanlarla Neandertaller arasındaki ortak DNA oranını açıklamanın tek yolu melezleşme değil.
Yüzde 1-4 olarak tahmin edilen bu oran, her iki grubun da 350 bin yıl önceki ortak bir atadan gelen ve daha sonra Kuzey Afrika'da izole halde yaşayan bir topluluktan gelmeleriyle de açıklanabilir.
Eğer böyleyse, modern insanlar 60-70 bin yıl önce Afrika'nın dışına yayıldığında, bu genetik benzerliği taşıyordu demektir.

İnsanoğlu flash belleğe dönüşecek!


İnsanoğlu flash belleğe dönüşecek!

Bilim adamları 53 bin 426 kelimelik bir kitabı DNA'ya depolamayı başardı. Bu gelişmeyle birlikte insanoğlunun bilgiyi başka bir araca gerek duymadan doğrudan hücrelerinde taşımasının önü açıldı.

Bilim tarihinde bir ilk daha yaşandı. Harvard Üniversitesi'nden araştırmacıyla 53 bin 426 kelimeden oluşan bir kitabı başarıyla DNA'ye çevirdi.

Bu başarı DNA'in bir depolama sistemi olarak kullanılmasının yolunu açtı.

Science dergisinde yayınlanan makalede DNA molekülleri üzerinde büyük miktarda veri depolanabileceğini kanıtlamak için yapıldı.

Araştırma sonuçları DNA'in flaş belleklerden çok daha fazla bilgiyi depolayabildiğini ortaya koydu.

Araştırmacılar kitabın metninin yanı sıra 11 fotoğrafı ve bir javascripti programını da ikili kodlara dönüştürerek depoladı.

16 Ağustos 2012 Perşembe

Bilim insanlarını şaşırtan keşif

Alzheimer Parkinson

Bilim insanlarını şaşırtan keşif

İnsan beyninde kanalizasyon buldular!



Alzheimer veya parkinson gibi hastalıklara neden olan, sağlığa zararlı atıklar, "kanalizasyon boruları" tıkalı olmadığı sürece, beyin tarafında atılıyor.

Beyin, özel hücrelerden oluşan kanalizasyon ağıyla beyin sıvısı ve atıkları, basınç yardımıyla temizliyor. Sistem, vücuttaki lenf yollarınınkine benzer bir görev üstleniyor.

Science Translational Medicine'deki makaleye göre, bugüne dek, atıkların dokudan kan damarlarına difüzyonunun çok yavaş ve pasif olduğu düşünülüyordu. Ancak yapılan keşif, beynin buna ek olarak, çok daha hızlı çalışan başka bir arıtma sisteminin bulunduğunu gösterdi.

ORGANLAR İÇİN ATIK TEMİZLEMEK ÇOK ÖNEMLİ
Araştırmayı yürüten, Rochester Üniversitesi bilim insanlarından Maiken Nedergaard, her organ için atık temizlemenin çok önemli olduğunu belirterek, beyin içinse bunun daha da büyük rol oynadığını kaydetti.

Alzheimer veya parkinson gibi tüm dejeneratif hastalıklarda beyinde atıkların biriktiğini hatırlatan Nedergaard, bunların da zaman içerisinde beyin hücrelerine zarar verdiğini, hatta bunları öldürdüğünü ifade etti. Bugüne dek, beyinde bu atıkların temizlenmesi için sadece bir yol bulunduğunun düşünüldüğünü anlatan Nedergaard, bu sistemde de beyin sıvısının çok yavaş şekilde, içindeki atık maddelerle birlikte damar duvarından sızarak kana ulaştığını belirtti.

Nedergaard, "Ancak şimdi görüyoruz ki beyin sandığımızdan çok daha organize, hızlı ve etkin şekilde kendisini arıtıyor" dedi.

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Abdullah bin Musa el-Harezmi


Harezmi, Türk asıllı olduğu da iddia edilen İranlı matematik, astronomi ve coğrafya bilginidir. Onun matematik konusundaki çalışmaları cebir'in temelini oluşturmuştur. Bir dönem bulunduğu Hindistan'da harfler ya da heceler yerine sembollerin kullanıldığını saptamış, onları İslam dünyasına kazandırmıştır. Böylece sembollerden oluşan on tabanlı sayı sisteminin kurulmasını sağlamıştır. Harezmî, Hesab-ül Cebir vel-Mukabele adlı eserinde logaritmanın kullanılışına da öncülük etmiştir. İngilizce'de "al-Khwarizmi", diye anılır.

Hayatı

Horasan bölgesinde bulunan Harezm (bugünkü Özbekistan'ın Khiva)şehrinde dünyaya gelen Harezmi'nin tam adı Abdullah bin Musa el-Harezmi'dir. Doğum tarihi konusunda ihtilaf vardır, büyük ihtimalle 780 yılında doğmuş 845'de ise vefat etmiştir. Bu tarihler kesin değildir yine de 800 yılı civarında doğduğu ve 840 yılı civarında da vefat ettiği bilinmektedir.

Harezm'de temel eğitimimini alan Harezmi, gençlinin ilk yıllarında Bağdat'taki