Sosyal Darwinizm
Darwin, “Türlerin Kökeni” adlı ve evrimin temel taşı olarak yorumlanan ilk kitabından uzunca bir süre sonra “İnsanın Türeyişi” adlı eserinde insan ve diğer memeliler arasında fiziksel ve fizyolojik açılardan temelde farklılıklar olmadığını savunmakla beraber, benzerliklerin insanın kültürel ve ahlaki yaşamı için de geçerli olduğunu da belirtmişti. Yani ahlak, zeka, yardımseverlik, yurtseverlik vs yi de biyolojik yapı gibi kalıtımın parçası olarak görmüştü. İşte bu husus sonradan Darwin’in haksız olarak suçlanmasına, fikirlerinin yozlaştırılmasında önemli nokta oluşturulmasına yol açmıştır. Çünkü Darwin’in ve bazı Darwin’cilerin toplumsal olay ve olguları “en güçlünün yaşaması” ilkesi içinde yorumlama girişimi insanlığa karşı suçlardan birisi için bilimsel kılıf oluşturmuştur. “Sosyal Darvincilik” adı verilen bu akım “madem ki en güçlülerin yaşaması doğa yasasıdır, o halde zayıflar ortadan kaldırılmalıdır” görüşüyle tarihteki en utanç verici sayfalardan birini oluşturmuştur. Ancak elbette Darwin ırkçılık, kölecilik, soykırımdan yana değildir. Onun Beagle Gezisi notları baştan sona insan topluluklarına değer veren, hoşgörülü bakışlarıyla doludur. Esasen bazı tarihçiler Darwin’in “İnsan’ın Türeyişi” ve daha sonra da “Cinsiyete göre Seçilim” adlı eserlerinde kendisini yukarda belirtilen anlamda Sosyal Darvinizm’den uzak tuttuğunu kaydederler. Ancak Darwin’i karalamaktan ısrar edenler bu görüşü de ona mal etmekte direnirler.