MEDENİYETLER ve OLUŞUMLARI

Tarih boyunca, dünya üzerinde çeşitli medeniyetler kurulmuştur. Son yapılan
sosyolojik araştırmalara göre, dünya üzerinde var olan medeniyetlerin esasen
sınırlı kökenlere dayandığı tespit edilmiştir. Peki, medeniyet denince akla ne
gelmelidir? Medeniyet, kısaca, bir toplumun ürettiği sanat,bilim,kültür vs.
gibi insani unsurların ,o topluma,o toplumun yaşantı tarzına has bir biçimde uyum
sağlamasıdır. Yani, her toplumun, her devletin kendine has bir medeniyet
anlayışı olabilir; fakat bazı medeniyetler benzerdir ve bu medeniyetlerin
dayandıkları ortak kökenler mevcuttur. Coğrafi koşullar, insanın yaşam tarzı
üzerinde çok önemli bir faktör olduğu için, toplulukların yaşam tarzlarını ve
anlayışlarını belirleyen ana faktörlerden biri de o toplumun bulunduğu
coğrafyadır.
Tarihin bilinen en eski devirlerinden itibaren, kavimler; birbirleri ile
karışmışlar, topluluklar oluşturmuşlar ve neticede günümüzdeki modern anlamıyla
milletleri meydan getirmişlerdir. Her kavim, yönetim altına aldığı kavimi etkilemiş;
aynı zamanda da o kavimden de etkilenmiştir. Tarih boyunca süren bu etkileşimler
nihayetinde günümüz dünyasını oluşturan bir medeniyetler çatışması yaratmıştır.
Bugün, evrensel olarak bildiğimiz çoğu kültür dalı, çeşitli etkileşimler
sonucunda meydana geldiği için, belirli bir topluma atfedilemez. Kültür ve
sanat, coğrafi koşullardan ve her türlü açık görüşten etkilenebildiği için
çağımızın en tartışılan sorunlarından biri olmuştur. Kurucu ve yöneten sıfatını
taşıyan iktidarı elinde bulunduran milletlerin kendi isimleri altında düşünülen
kültür, esasen tarih boyunca birçok toplumdan miraslar devir alarak bugünkü
haline ulaşabilmiştir. Günümüz dünyasında şekillenen yeni demokrasi
anlayışlarıyla, dünya, gelecekte yepyeni bir hal alacakmış gibi görünüyor, fakat
tarihi sorgularken günümüz anlayışı ile bakarsak hata etmiş oluruz. Neticede,
tarihi ve diğer unsurları şekillendiren öncelikle güçlü ve istikrarlı
toplumlardır.