Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Kültür Topluluğu'nun Blog Sayfasına Hoşgeldiniz. Hoşça vakit geçirmeniz dileğiyle...
Arkadaşlar Facebook Grubumuza da bekleriz.

31 Ekim 2012 Çarşamba

Renkli Kıta Hindistan'dan Garip Âdetler

RENKLİ KITA HİNDİSTAN’DAN GARİP ÂDETLER

Yüzlerce ırkın yaşadığı, binlerce dilin konuşulduğu renkli kıta Hindistan’da, hiçbir yere benzemeyen nice âdetler vardır. Bunlar göreni ve duyanı hayrette bırakır.


Yedi kocalı Hürmüz

Eskiden Hindistan’da bir kadının birden fazla kocası olabilirdi. Erkek kardeşler, umumiyetle aynı kadınla evlenirdi. Bu âdet Seylan’da 1858’den sonraki İngiliz işgaline kadar sürdü. Hindistan’ın kuzeyindeki Tibet’te hâlâ rastlanmaktadır.

27 Ekim 2012 Cumartesi

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci - NABZIMI BIRAK A DOKTOR, KALBİME BAK!


NABZIMI BIRAK A DOKTOR, KALBİME BAK!

16 Nisan 2008 Çarşamba
Gazete küpürünü görmek için tıklayınız!


Vaktiyle İstanbul’daki tıbbiye mektebi, dünyanın en ileri tıp fakültelerinden birisiydi. Her talebeye bir mikroskop düştüğünü, burada okuyanlar anlatmaktadır Hastanelerin masrafları zengin vakıflar tarafından karşılanırdı. Burada halka bedava bakılır; fakirlerin ilaçları da bedava verilirdi. Doktorluk; kâtiplik ve zâbitlikle beraber zamanın en popüler mesleklerinden biri hâline geldi. Bu hususta şarkılar bile yazıldı.

14 Mart 1827 tarihinde Sultan II. Mahmud Avrupaî usulde tıp fakültesini kurdu: Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne. Kuruluşu her sene tıp bayramı olarak kutlanır. Daha önce tıp fakültesi yok muydu? Anadolu’da Selçuklular devrinden beri ciddî tıp müesseseleri vardı. Kayseri, Edirne, Amasya ve İstanbul gibi büyük şehirlerdeki hastaneler, aynı zamanda mühim birer tıp fakültesi idi. Medresede belli bir dereceye kadar okuyan talebe, eğer tıp tahsili görmek isterse buraya intisap eder; burada usta-çırak münasebeti çerçevesinde tabip, cerrah ve kehhal (göz hekimi) olarak yetişirdi. Bunların kaleme aldığı nice kıymetli eserler kütüphaneleri süslemektedir.


Modern manadaki ilk tıp fakültesi olan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de eğitim gören doktor namzetleri mesleklerinde çok iyi yetişiyordu. Birkaç lisan birden öğrenen talebeler, Avrupa’da da eğitim görme imkanı yakalıyordu. Öyle ki buradan dünya çapında akademik ehliyetini ispatlamış birçok doktor yetişmişti.

KURBAN BAYRAMI - A.Cihat Eroğlu

KURBAN BAYRAMI

Kurban bayramı denilince aklımıza gelen ne olmalıdır? Hiç bu soruyu kendimize sorduk mu? Belki kendi kendinize demişsinizdir"Bayram işte yaa kutluyoruz." diye. Sizce lması gereken bu mudur?Nerden gelmiş bu bayram neden her yıl kutlanır olmuş biliyor muyuz?

Hz.Adem (as) 'dan beridir kurban kesimi mevcuttur. Ancak bu bayram bize Hz.İbrahim (as)'dan miras olarak süregelmiştir. Bu hadiseyi hepimiz çok kez duymuşuzdur. Hz.İbrahim oğlunu kurban edecekti. Allah ona o vakit bir koç ihsan eyledi. O da onu kesti ve kurban ondan bize miras bir ibadet olarak kaldı diyoruz. Peki Hz.İbrahim neden oğlunu kurban edecekti? Çünkü Cenab-ı Hakk'a bir duada bulunmuş, kendisine bir erkek evlat nasip etmesini istemiş ve gerekirse onu Allah yolunda kurban edebileceğini söylemişti. Gün geldi Rabb'imiz bir erkek evlat nasip etti. Hz.İbrahim'de Allah'a bağlılığının ve samimiyetinin nişanesi olarak bu amele girişti. Ancak Yüce Allah onun samimiyet ve bağlılığını gördükten sonra kendisine bir koç bahşetti ve oğlu İsmail'i kendisine bağışladı. Birinci görmemiz gereken nokta budur. Kurban ibadeti hayvan kesmekten öte Allah'a bağlılığımız ve samimiyetimizin sembolüdür. Kur'an'da da buna işaret edilmiştir." Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat O’na sadece sizin takvânız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele!"(Hac Suresi 37).

Pele

1940 yılında bugün(23 Ekim) doğan Pele,futbol kariyerinde 1281 gol atarak kırılması çok zor olan bir rekora imza atmıştır. Bununla beraber Pele, kariyeri boyunca 6 defa bir maçta 5'er gol kaydederek ayrı bir başarıya daha imza atmıştır. 30 defa da bir maçta 4'er gol kaydeden Pelé tam 92 maçta da hat-trick yapmıştır.

Brezilya Ligi'nde oynanan bir maçta Pelé'nin oyundan atılması sonrası taraftarlar isyan etmiş ve hakemi zor durumda bırakmıştır! Bunun üzerine Pelé 15 dakika sonra oyuna tekrar dönmüştür.
Not: Nijerya Pelé'nin maçını izlemek için Biafra ile yaptığı savaşta 2 günlük ateşkes ilan etmiştir

20 Ekim 2012 Cumartesi

Ahmed Paşa


osmanli donemi kazasker ahmed pasaAhmed Paşa 


Ahmed Paşa (d. 1426 - ö. 1497), 15. yüzyılda Sultan II. Mehmed ve Sultan II. Beyazıd dönemlerinde kazaskerlik, vezirlik, sancak beyliği ve kadılık gibi yüksek görevleri yüklenmiş bir ulema sınıfı mensubu ve çok tanınmış bir Divan Edebiyatı şairidir.


Kendisi Fatih Sultan Mehmet'in öğretmenidir. Ahmet Paşa, Sultan II. Murat saltanat dönemi kazaskerlerinden Veliyüddin bin İlyas Efendi’nin oğludur. Milliyetçilikle ilgili çalışmaları yapan ilk şairdir. Ahmet Paşa’nın nerede ve ne zaman doğduğu bilinmemekte ve değişik yerler ve tarihler ileri sürülmektedir. Latifi'nin Tezkere ‘sinde ve Gelibolulu Ali'nin Kühnü'l-ahbar adlı eserinde Bursa'da doğduğu yazılıdır. Sehî Tezkeresi ve Güldeste yazarı Beliğ ise onun Edirne'de doğduğunu söylerler. Aşikpaşa Tezkeresi yazarı ise, Ahmed Paşa'nın varisi olan amca oğlu Edirneli Nâzır Çelebi'den alınan bilgilere göre, Edirneli olduğunu bildirir. Fuad Köprülü'ye göre , "Edirne’de yaptırılan cami ve imaret vakfiyesinin Veliyüddin tarafından tanzim edildiği ve şairimizin memuriyet hayatı hakkındaki kayıtlar düşünülürse, bu tarihten (830/1426) biraz evvel ya da biraz sonra doğmuştur" (İslâm Ansiklopedisi Ahmet Paşa maddesi). Son zamanlara kadar Edirne’de 'Veliyüddin oğlu' ismini taşıyan bir mahallenin ve mescidin bulunması, Ahmed Paşa’nın Edirne'de doğduğuna dair bir sağlam bir ipucu sayılabilir.

19 Ekim 2012 Cuma

Bîrûnî



Bîrûnî(973-1048)
Orta Asyalı el-Bîrûnî (973-1051 veya 1048) olarak tarihe geçen bu kişi, Harezm’in başşehri ve Türklerin çoğunlukta yaşadığı muhit olan Kas’ta doğdu. Daha 6-7 yaşlarında iken üstün zekâ ve kabiliyeti ile dikkat çeken Bîrûnî, Harzemşahlar’ın sarayında himaye edildi. 11 yaşında iken ilk rasat çalışmalarına başladı. Bu arada dönemin ünlü matematikçisi Ebû Nâsır Mansur’dan fen ilimlerini ve Öklit geometrisi ile Batlamyus astronomisini okudu. 17 yaşına geldiğinde, bir kadranı yarımşar derecelik açılara bölerek Güneş’in meridyen yüksekliğini ölçmeyi başardı. Öğrenme hususunda o kadar azimli idi ki, rasat çalışmaları sırasında güneşe bakmaktan gözleri neredeyse kör olma derecesinde bozulmuş; ancak çalışmalarını bırakmamıştı. Bîrûnî, devrinin ilim adamları ile görüşerek ilmini artırmıştır. Kendisinden yedi yaş küçük olan İbn-i Sina ile fizik, astronomi ve metodoloji hususunda gerek mektupla, gerekse baş başa fikir alışverişinde bulunarak bilgisine yeni bilgiler katmıştır. Bîrûnî 22 yaşında “Gözlemler ve Ölçmeler Dizisi” adını verdiği ilk eserini ortaya koydu. Vefat edinceye kadar Gazne’de çalışmalarına devam etti. Vefat ettiğinde, yaşadığı dönemi eserleri sayesinde “Bîrûnî Asrı” olarak kendisinden sonra gelen ilim adamlarına miras bıraktı. Âdeta İslâm dünyası ile Ortaçağ Avrupa bilim dünyası arasında köprü oluşturdu.

16 Ekim 2012 Salı

Battânî



Battânî(859–929).
Latince Albategnius, Albategni ya da Albatenius olarak bilinen, Arap astronom, astrolog ve matematikçidir. Şu anda Türkiye'de bulunan Urfa şehrinin bir ilçesi olan Harran'da doğmuştur. Dünyanın gelmiş geçmiş en meşhur 20 astronomundan biri kabul edilir. Battânî, ilimdeki gâyesini şu esas üzerine bina eder: “İnsan, Allah’ın  varlığını, birliğini, kudretini ve eserlerinin mükemmelliğini başta astronomi olmak üzere, ilimler sayesinde öğrenebilir. Meselâ şu görünen yıldızlar, üstünde yaşadığımız bu dünya ve dünyanın hareketleri Allah’ın  varlık ve birliğinin açık bir delilidir.”
Güneş, Ay ve gezegenlerin hareketlerini, yörüngelerini daha doğru bir şekilde belirlemeye çalışmıştır. Güneş’in Dünya’dan en uzak bulunduğu noktadaki hareketini keşfetmiş, Dünya’nınkine göre Güneş’in yörünge eğimini ve Dünya’nın dönüş eksenindeki değişme değerlerini bulmuştur.
Battânî, kendi geliştirdiği güneş saati zâtü’l-halak ile Güneş ve Ay tutulmalarını rasat etmiş ve elde ettiği bilgilerle Ay ve gezegen hareketleri hakkındaki bilgileri düzeltmiş. Yaptığı gözlemlerle tam 489 yıldızı sınıflamayı başarmıştır. Battânî, yaptığı bu son derece hassas rasatlar neticesi güneş yılını (tropik seneyi) ilk defa 365 gün 5 saat 46 dakika 32 saniye olarak gerçek değere çok yakın hesaplamıştır. Çağımızdaki son derece gelişmiş teleskoplar ve ilmî hesaplamalar neticesi ise bu değer, 365 gün 5 saat 48 dakika 46 saniye olarak hesaplanmıştır.