Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Kültür Topluluğu'nun Blog Sayfasına Hoşgeldiniz. Hoşça vakit geçirmeniz dileğiyle...
Arkadaşlar Facebook Grubumuza da bekleriz.

17 Ağustos 2012 Cuma

"Atatürk'ü hâlâ bilmiyoruz"

"Atatürk'ü hâlâ bilmiyoruz"

Atatürk'ün günümüzde hala bilinmediğini anlatan Prof. Dr.  Şükrü Hanioğlu, HABERTÜRK TV'den Belkıs Kılıçkaya'nın sorularını yanıtladı

Atatürk'ü biliyor muyuz?
Hayır aslında hakkında son derece fazla eser olduğu halde bilmiyoruz. Yayınevi benden böyle bir kitap yazmamı istediğinde zaten dehşetengiz bir literatür olduğunu söyledim, ama onlar yeni bir kitaba ihtiyaç olduğunda israr ettiler. Şerafettin Turan, Kin Ros, Mango gibi çok ciddi yazılmış Atatürk biyogrofileri var, ama onlar da Atatürk'ün düşünce entellektüel birikimi üzerinde çok az duruyorlardı. Ve ben öyle yazmaya başladım Atatürk'ün entellektüel biyogrofisine. Ama tabii kelimenin gerçek anlamında bir entellektüel değil tabii Atatürk, neticede asker ve siyasetçi. Batıda Literatüs dedikleri belli konuları takip eden, bunları kendi toplumuna uygulamak isteyen biri. Ama netice itibarıyle bir Durkheim değil, teori geliştirmiş bir sosyalbilimci, felsefeci değil.
Atatürk'ün bugün hala sır veya tabu olduğunu söyleyebilir miyiz?
Etrafında kişisel bir lider kültü var. Sonra kurucu lider kültü de var. 80 sonrası bu duruma daha da hız ve ivme kazandırıldı ve işte artık Atatürk'ün kendi fikirlerini kendi bağlamında analiz edemiyoruz.Atatürk'e yanılmazlık atfediliyor, fikirlerini sadece kendisi üretmiş ve bu arada yarı bir tanrı diyebiliriz, böyle bir pozisyona getirilmiş. Ciddi bir düşünce analizi bu nedenle yapılamıyor. Mesela Abdullah Cevdet üzerine biyografi çalışması yaptım. Bir tabuyla rastlaşmadım, rahat rahat fikir analizi yaptım, erken cumhuriyet ideolojisinde çok etkili bir isim Abdullah cevdet..Ama Atatürk Türk toplumunda çok hassas ve çok kolay yanlış anlamalara yol açıyor, tabulaştırdığımız için tartışıp, analiz edemiyoruz.
Fikri planda muhtelif Atatürkler var. Ve bugune kadar Türkiye'de siyasi sınıf ve elitlerde fikir ve eylemlerine meşruiyet ararken Atatürk'ten bir malzeme çıkarabildiler. Aslında fikri planda hangi Atatürk'ten söz edebiliriz, hangisi gerçek?


Satranç ve Tavlanın Hikayesi

Satranç Tanıtım Filmi


Pers imparatorunun başveziri Buzur Mehir tarafından 1400 yıl önce tasarlanan tavla oyunu; dünyanin en popüler oyunlarından biridir. Zaman kavramından alınan ilhamla tasarlanan oyunun  zamana böylesine direnmesi son derece etkileyici. Senenin birliği olarak tavla bir tanedir. 4 köşesi 4 mevsimi, tavlanın içindeki karşılıklı 6'şar hane 12 ayı, pullarin toplami ayın 30 gününü ,siyah-beyaz pullar gece ve gündüzü, karşılıklı 12'şer hane günün 24 saatini simgeler..

Eski zamanlarda Hint Imparatoru, satranç oyununu Pers imparatoruna, yanında bir mektup ile hediye olarak göndermiştir. Mektubunda oyunla ilgili hiç bir açıklama yapmazken şöyle bir mesaj yazmıştır.
Pers imparatoruna;

Kim daha çok düşünüyor,
Kim daha iyi biliyor,
Kim daha ileriyi görüyorsa
O kazanır.
İşte hayat budur...



Pers Imparatoru donemin en alim veziri olan Buzur
 Mehir ile bu Mesajı paylaşarak, ondan oyunu çözmesi ve kendisinin de karşılık olarak Hint İmparatoruna hediye edilmek üzere başka bir oyun icat etmesini ister.
Vezir haftalarca çalıştıktan sonra gönderilen satrancın her taş hareketini ve oyunu çözer daha sonra da on günde tavlayı icad eder ve imparatora sunar.
Hint İmparatoruna tavla oyunuyla birlikte
gönderilmek üzere şöyle bir mesaj hazırlanır.


Hint imparatoruna;

Evet,
Kim daha çok düşünüyor,
Kim daha iyi biliyor,
Kim daha ileriyi görüyorsa
O kazanır.

AMA BİRAZ DA SANŞTIR

İste hayat budur...




Bilim stresin bunamaya etkisini araştırıyor


Bilim stresin bunamaya etkisini araştırıyor

Michelle Roberts
BBC Sağlık Editörü

İngiltere'de bilim insanları stresin bunamayı tetikleyip tetiklemediğini belirlemek amacıyla bir araştırma başlattı.
Alzheimer Kuruluşu tarafından desteklenen araştırmada bunama başlangıcı görülen 140 hastanın stres oranları incelenecek.

Araştırmacılar 18 aylık çalışma süresince her altı ayda bir stresin biyolojik etkilerini görmek için hastalardan kan ve tükürük örneği alacaklar.

Araştırmanın bunamayı önleyecek veya tedavisine katkıda bulunacak yöntemlerin geliştirilmesine yardımcı olması umut ediliyor.

Bunamayı ne tetikliyor?

Bilim insanlarına göre, hafif derecede kavrama bozukluğu olan hastaların ağır düzeyde bunama yaşama riski çok yüksek. Bu hastalardan bazısının bunaması sabit dururken bazılarınınki de artabiliyor.
Geçmiş çalışmalar, orta yaş stresinin Alzheimer'ı tetikleyebileceğini gösteriyor.

CERN: Higgs parçacığını gördük


CERN: Higgs parçacığını gördük

İsviçre-Fransa sınırındaki CERN laboratuarındaki deneylerinin sonuçlarını alkışlar arasında açıklayan bilim insanları, ulaştıkları sonucun çağdaş fizik modellemesinin kilit unsurlarından biri olarak kabul edilen bir olgunun varlığını ispatladıklarını ilan etti.
cernSöz konusu olgu, fikir babasının adı olan Higgs'den hareketle Higgs boson - Higgs parçacığı olarak anılıyor.
Higgs parçacığı "Neden maddenin kütlesi neden var?" sorusunun cevabının kilit unsurunu oluştura geldi.
BBC Dünya Servisi'nin World Today programına katılan bir uzman, madde ve kütle ilişkisini açıklarken buzdolobı örneğini verdi.
Dünyanın her bir köşesinde ittirilen buzdolabının neden ağır olduğu, ona bu kütleyi neyin verdiği soruluyordu.
Avrupa Nükleer Araştırmalar Örgütü CERN'ün fizik teorisi düzleminde cevabını bulduğunu söylediği soru bu.
İnceleme yapılırken Karbon İzleme Sisteminin beş katlı bir bina yüksekliğindeki kamerası da kullanıldı. Milyar kere milyarlarca molekül çarpışması izlendi.

Edison'ın pili grafen ile geliştirildi


Edison'ın pili grafen ile geliştirildi

Thomas Edison'ın mucidi olduğu bir şarj edilebilir pil teknolojisi, Stanford Üniversitesi araştırmacıları tarafından geliştirildi.
Aslen nikel ve demirden oluşan pil, 20. yüzyılın başında elektrikli otomobillerin üretiminde kullanılmıştı.
Ancak şu an pilin orjinal hali az sayıda şirket tarafından güneş panelleri ve rüzgar değirmenlerinden artan elektriği stoklamak için kullanılıyor.
Edison'un pilini şarj etmek saatler sürüyor, fakat geliştirilmiş hali dakikalar içinde şarj olabiliyor.
Araştırma Nature Communications dergisinde yayınlandı.
Stanford ekibi, genelde iletken element olarak karbon kullanılmasına rağmen, performansı artırmak için karbondan biraz daha kalın bir atom olan grafeni kullandıklarını açıklıyor.
Üniversitede yüksek lisans öğrencisi olan ve araştırmayı planlayan Hailian Wang, "Konvensiyonel elektrotlarda demir ve nikel rastgele bir biçimde karbon ile karıştırılır. Biz bunun yerine grafen üzerinde demir oksitten oluşan nano-kristaller ve karbon nano-tüplerinin üzerinde de nikel hidroksit nano-kristalleri yetiştirdik" açıklamasını yaptı.
Bu yöntem, pilin şarj edilebilme hızını neredeyse bin katına kadar artırmış.

Neandertallerle melezleşmemiş olabiliriz


Neandertallerle melezleşmemiş olabiliriz

Jonathan Bell
BBC muhabiri

Modern insanlarla Neandertallerin DNA'ları arasındaki benzerliklerin, ortak atalara mı yoksa melezleşmeye mi işaret ettiği, yeni bir araştırmanın konusu oldu.
Cambridge Üniversitesi'nde yapılan araştırma, PNAS dergisinde yayınlandı.
Önceki araştırmalarda öne çıkan görüş, bu iki toplumun genomlarındaki ortak yanların, türlerin çiftleşme yoluyla karışmasından geldiğiydi.
Ancak yeni araştırmada başka bir açıklama daha var.
Modern insanın, yani Homo sapiens türünün evrimiyle ilgili teorilerin hepsi, kökenimizin Afrika olduğunu kabul etse de, daha eski insan türleriyle melezleşme iddiaları konusunda ciddi görüş ayrılıkları var.
Son araştırmayı yürüten Cambridge evrimsel biyoloji uzmanları Dr. Anders Eriksson ve Dr. Andrea Manica, melezleşmeyi destekleyen kanıtları yeniden değerlendirmek için bilgisayar simülasyonlarına başvurdu.
Vardıkları sonuca göre, modern Avrasyalı insanlarla Neandertaller arasındaki ortak DNA oranını açıklamanın tek yolu melezleşme değil.
Yüzde 1-4 olarak tahmin edilen bu oran, her iki grubun da 350 bin yıl önceki ortak bir atadan gelen ve daha sonra Kuzey Afrika'da izole halde yaşayan bir topluluktan gelmeleriyle de açıklanabilir.
Eğer böyleyse, modern insanlar 60-70 bin yıl önce Afrika'nın dışına yayıldığında, bu genetik benzerliği taşıyordu demektir.

Tohumcu karıncalar çeşitlilik sağlıyor


Tohumcu karıncalar çeşitlilik sağlıyor

Bilim adamlarına göre, karıncalar Güney Afrika'nın Cape bölgesinde bir biyolojik çeşitlilik sahası yaratıyor.

Araştırmacıların ortaya koyduğu iki incelemede, karıncalar tarafından yayılan tohumların, Cape'deki bitki çeşitliliğinin önemli bir kaynağı olduğu öne sürülüyor.

Bu araştırmalarda, tohum yayan ve yaymayan karıncaların bulunduğu alanlardan alınan genetik veriler kullanıldı.

Bilimciler, 'minik oyuncuların büyük rolünün' kanıtlandığını söylüyor.

Avustralya'daki Curtin Üniversitesi'nden Prof. Jonathan Majer ve Prof. Ladislav Mucina, Cape bölgesindeki çeşitlenmeyi tanımlamak için rapor hazırladı.

BBC Nature'a konuşan böcek koruma uzmanı Prof. Majer, "Burası dünyadaki küresel biyolojik çeşitlilik sahalarından biri" diyor.

Bölgenin iklimi, Batı Avustralya'nın güneybatısına benziyor. Yakın enlemlerdeki her iki bölge de aynı rüzgar akımlarına ve yağış rejimlerine maruz kalıyor.

Fakat iki bölgedeki biyolojik çeşitlilik, bilimcilerin kafasını kurcalıyordu.