Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Kültür Topluluğu'nun Blog Sayfasına Hoşgeldiniz. Hoşça vakit geçirmeniz dileğiyle...
Arkadaşlar Facebook Grubumuza da bekleriz.

26 Ağustos 2012 Pazar

Dünyanın ilk Standartlar ve Tüketiciyi Koruma Kanunları

Dünyanın ilk Standartlar ve Tüketiciyi Koruma Kanunları
II. Bâyezid döneminde dünyanın ilk Standartlar Kanunu, ilk Belediye Kanunları, ilk Tüketiciyi Koruma Kanunları ve ilk Gıda Nizâmnameleri hazırlandığı söylenmektedir. Bu kanunlardan bazı örnek maddeler zikrederek anlatabilir misiniz?
Prof Dr. Ahmed Akgündüz
osmanli carsi Osmanlı ve İslâm ceza hukukunda hırsızlıkEvet doğrudur. II. Bâyezid devrine ait en mühim kanunlardan birisi şüphesiz ki, Bursa, İstanbul ve Edirne İhtisâb Kanunnâmeleridir. Bu kanunnâme, dünyanın en mükemmel ve en geniş belediye kanunu olmakla kalmamakta, aynı zamanda dünyada ilk tüketici haklarını koruyan kanun, ilk gıda maddeleri nizâmnâmesi, ilk standartlar kanunu, ilk çevre nizâmnâmesi ve kısaca asrına göre çok hârika bir hukuk kodudur. Bu kanun, hem Osmanlı örf âdetlerini ve hem de İslâm hukukunu çok iyi bilen Mevlânâ Yaraluca Muhyiddin tarafından hazırlanmıştır. Hazırlanış tarihi 1502 ila 1507 tarihleri arasındadır.

Biz, her biri 100 küsur maddeyi bulan bu üç kanunnameden sadece bazı maddelerini, tüketici hakları açısından arz ediyoruz (Maddenin başındaki rakamlar Kanun maddelerine ve harflerden B, Bursa, E Edirne ve İ İstanbul Kanununa işaret etmektedir):

“İ-45. Ve mahkeme kararıyla yiyecek ve içecek ve giyecek ve hubûbât ki; çarşıda ve pazarda vardır, gözedilüb her meslek sahibi teftiş oluna. Eğer terâzûda ve kilede ve arşunda eksük bulunursa, muhtesib (belediye başkanı) haklarından gele.

Yalçın Ergir -Küçük Mutluluklar

KÜÇÜK MUTLULUKLAR

Küçük derelerdir büyük nehirleri oluşturan
Küçük mutluluklar, küçük, küçücük derelerdir
Büyük nehri ararken üzerinden atladığın
Arkana dönüp de bakmadığın

Küçük mutluluklar
Çıtır çıtır Kızılay simitidir, çayın yanında
Aniden radyoda karşına çıkan şarkı
Kar yağınca tatil olan okul
 

Birazda İlginç olsun.

Parmaklar Neden Çıtlar ?
Parmaklarınızı çıtlattığınızda duyduğunuz ses kemiklerinizden gelmez. Bu ses, eklemlerinizin birleştiği yerde bulunan sıvının içindeki gaz kabarcıklarının patlamasıyla oluşur. Bunu alışkanlık haline getirmek, eklemler etrafındaki dokuya zamanla zarar verir.
 
Dünyanın en büyük stadı. Estádio do Maracanã (Maracana Stadı-Brezilya)

Resmi olarak 180.000 kişi kapasiteli stadyuma, büyük maçlarda 200.000 kişi alınabilmektedir. Maracana Stadı hâlen dünyanın en büyük 1. futbol stadyumu ünvanını elinde bulundurmaktadır.
 
 

26 Ağustos 1922 Büyük Taarruz'un Başlangıcı ve 26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi Kutlu Olsun!



TÜRK TARİHİ’NİN ÖNEMLİ DÖNÜM NOKTALARI

Tarihte, bir olaya dönüm noktası diyebilecek kadar önemli bir atıfta bulunuluyorsa, gerçekleşen bu olayın bir toplumun toplum yapısını, ideolojisini ve de hedeflerini etkilemesi gerekir. Tarih boyunca, dünya düzenini etkileyen önemli olayların yanı sıra, belirli kavimlerin yükselişine ve çöküşüne etki ederek dünya düzenine de şekil veren belli başlı olaylar vardır.

Türk Tarihi’nde, dünyaya az da olsa yön verecek birçok olay vardır. Fakat, bana göre, Türk Tarihi’nde öyle üç olay vardır ki, bu üç olay karşısında dünya da ayağa kalkmıştır. Bu üç olaydan birincisi; 26 Ağustos Cuma Malazgirt Meydan Zaferi’dir. İkincisi; 29 Mayıs 1453 Salı İstanbul’un Fethi’dir. Üçüncüsü de; 26 Ağustos 1922’de başlayan ve 30 Ağustos’ta zaferle sonuçlanan Kurtuluş Savaşımızın askeri aşamasının son basamağı, Büyük Taarruz’dur. Tüm Türk Tarihi’nde, parlak zaferler olduğu kadar ağır yenilgiler de vardır, ki ülke bütünlüğünü etkileyen toplumsal hareketler ve askeri mağlubiyetler de dünya düzenine, galibiyetler kadar tesir edecek şekilde, şekil vermiştir. Bu yazıda, bu üç parlak zaferin, Türk Tarihi’ne ve Dünya Tarihi’ne neden bu derece tesir ettiğini düşündüğümü anlatmaya çalışacağım.

Medeniyetler geç oluşur, tarih boyunca yaşanan her coğrafyada belirli kavimler bulunmuştur. Her gelen kavim, kendi kültüründen bir parça bırakmış ve oluşan sentez sonucunda yepyeni medeniyet tarzları oluşmuştur. Tarihte hiçbir kavim yoktur ki, bulunduğu coğrafyanın kültüründen etkilenmesin ve hiçbir kavim de yoktur ki, bulunduğu coğrafyayı etkilemesin. Meseleye bu açıdan bakıldığında, oluşan sentezlerin ne derece önemli olduğu görülecektir. Bu dünya yaratıldığında, topraklar sahipli olarak yaratılmadı. Güçlü olan kazandı, akıllı olan medeniyet hırsızlığı yaptı ve sanki sıfırdan kendi üretmiş gibi onu tüm dünyaya yaydı. Çok eski tarihlerde yaşayan ve tüm Akdeniz kültürünü ilerlemiş denizciliği sayesinde etkileyen Girit Uygarlığı’na son veren barbar Mikenai kavmi, bu kültüre sahip çıktı ve bunun arkasından İon ve Yunan topraklarında oluşan Antik Yunan akımı tüm dünyaya derinden etki etti. İstanbul’un fethinden sonra meşhur Bizans kütüphanelerinde bulunan Antik Yunan eserleri Avrupa Rönesans’ına yön verecektir. Ayrıca, büyük fetihten yıllar önce İspanya topraklarında büyük bir medeniyeti temsil eden Endülüs Emevileri de bu müthiş birikimi tercüme ederek, üniversitelerinde müthiş bir bilimsel birikim sağlayacak ve İbn Rüşd gibi Aristocu, Ebu Mervan İbn Zuhr gibi Cerrahinin babası ve daha birçok ünlü bilgin yetiştirerek Avrupa Medeniyeti’nin oluşum aşamasına müthiş bir tesirde bulunacaktır. Görüldüğü üzere, kültür evrenseldir; birikim ile ilerleyen kültür ve elbette bilim, pratik faydaya yönelik değil de, geleceği şekillendirmeye yönelik kullanılırsa, medeniyetlerin kalkınmasına önemli katkılarda bulunur. Zira, 12. yüzyıldan sonra dünya bilimine ve kültürüne yön veren ünlü eserleri, İslam bilginleri değil, Avrupalı bilginler vermeye başlamıştı.

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Yüreğiyle Konuşan Sanatçı: Ümit Yaşar Oğuzcan


Ümit Yaşar Oğuzcan

Ümit Yaşar Oğuzcan, (22 Ağustos 1926, Tarsus - 4 Kasım 1984), Türk şair.
22 Ağustos 1926 tarihinde Tarsus’ta doğdu. Eskişehir Ticaret Lisesi’ni bitirdi (1946); Türkiye İş Bankası’na girerek Adana, Ankara ve İstanbul’da çalıştı, otuz yılını doldurunca Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı görevinde iken, emekliliğini istedi, ayrıldı (Haziran 1977). İstanbul’da kendi adını taşıyan sanat galerisi kurdu.
http://galeri3.uludagsozluk.com/153/umit-yasar-oguzcan_243135.jpg
Şiire 1940’da Yedigün şairleri arasında başlayan; 1975’te 33 şiir, 4 düzyazı kitabı, 13 antoloji ve biyografik eser, toplam 50 kitap çıkarmış bulunan, şiir plakları, şarkı sözleri ve yergileriyle tanınan Oğuzcan, günümüzün en popüler şairlerinden biridir. Genellikle Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığında ve aşk, ayrılık, özlem temaları ekseninde çoğalttığı şiirini, 1973’te büyük oğlu Vedat’ın ölmesi üzerine, hayatın boşluğu, ölüm ve acı gibi derinliklere, öz ve biçim yoğunlaştırmalarına yöneltti. Şairlik başarısını, daha etkili, aruzla yazdığı rubailerinde gösterdi.

1967’ye kadarki hayatı, eserleri hakkında yazılanlardan seçmeler “Ümit Yaşar/25. Sanat Yılı Jübilesi” adlı bir kitaptadır.
ESERLERİ
Çoğu dört beş kere basılmış 33 şiir kitabının ilk baskı yıllarına göre isimleri: İnsanoğlu (1947), Dolmuş (1955), Aşkımızın Son Çarşambası (1955), Bir Daha Ölmek (1956), Kör Ayna (1957), İki Kişiye Bir Dünya (1957), Beni Unutma (ilk yedi kitabından seçmeler, 1959), Karanlığın Gözleri (1960), Akıllı Maymunlar (1960), Seninle Ölmek İstiyorum (1960), Üstüme Varma İstanbul (1961), Sahibini Arayan Mektuplar (1961), Yeni Dünya Rekoru (1961), Sevenler Ölmez (1962), Çigan Gözler (1962), Ötesi Yok (1963), Hüzün Şarkıları (1963), Bir Gün Anlarsın (1965), Sadrazamın Sol Kulağı (1965), Mihribana Şiirler (1965), Taşlar ve Başlar (1966), Seni Sevmek (1966), İnşallahla Maşallah (1966), Toprak Olana Kadar (1968), Göbek Davası (1968), Ben Seni Sevdim mi (1968), Halktan Yana (1969), Aşk mıydı O (1969), Önce Sen Sonra Ben (1971), Rubailer (1972), Yalan Bitti (1975), En Eski Yalnızlığımdın Sen Benim (1978), Dikiz Aynası (yergi şiirleri, 1982), Acılar Denizi (1977) isimli kitabı, son kitabı dışında bütün şiirlerinden seçmeler kitabıdır. Diğer seçme şiirler kitabı Şiirle 40 Yıl (1982) adını taşıyor. Bütün Şiirleri Özgür Yayınları’nda basılıyor (4 cilt, 1982-1984).

ÖLÜMSÜZ BİR ESER: ARTIK BU SOLAN BAHÇEDE BÜLBÜLLERE YER YOK

ÖLÜMSÜZ BİR ESER: ARTIK BU SOLAN BAHÇEDE BÜLBÜLLERE YER YOK

Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok

Bir yer ki sevenler sevilenlerden eser yok

Bezminde kadeh kırdığımız sevgililer yok
Bir yer ki sevenler sevilenlerden eser yok 

Bu eserin;güftesi Faruk Nafiz Çamlıbel' e, bestesi Prof.Dr.Alaeddin Yavaşça'ya aittir. Eseri harika yorumlayan eşsiz sanatçılardan Alaeedin Yavaşça ve Ahmet Özhan'ın yanı sıra; bu eserin güftesinin sahibi,ünlü şair Faruk Nafiz Çamlıbel'e de şükranlarımızı sunuyoruz. Tam bir beyefendi olan Prof.Dr.Alaeddin Yavaşça ve Ahmet Özhan ile beraber; 10. Yıl Marşımız'ın yazarı, Faruk Nafız Çamlıbel'in ve onun aziz hatırasına  ithafen bu üç büyük sanatçımızı yüzeysel de olsa tanımaya çalışalım.

MAX WEBER ve İSLAM MEZHEPLERİ












    MAX WEBER ve İSLAM MEZHEPLERİ

                                                                      Michael COOK                                      
                                                              Çev.: CelaleddinÇELİK

                                                                            ÖZET

“Mezhep” ve “Kilise” kavramları, farklı toplumsal ve dini tarih içinde kazandıkları özel anlamları dikkate alınarak kullanılmaları gereken özel kategorilerdir. Ancak bu kavramlar zaman zaman İslami bağ-lamda da dikkatsizce ifade edilmektedirler. Michael Cook bu yazı-sında, Weber’in İslam’la ilgili yazılarında dile getirdiği mezhep ve ki-lise kavramların ın, İslam dünyasında ortaya çıkan grupları ve özel-likle mezhepleri tanımlamada uygun enstrümanlar olarak kullanı-lamayacağını savunmaktadır. Cook, ayrıca Weberin yazdıklarından hareketle kavramların eleştirel bir tasnifini yapmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Mezhep, Kilise, Cemaat, Max Weber, İslam.



Bu makalenin konusuna iki şekilde yaklaşılması mümkündür. Birinci yaklaşım, başlıktaki birleşimi iki farklı unsurun birlikteliği-ni temellendiriyormuş gibi kavramaktan oluşur. O zaman söze Weber’le başlanır ve yine onun sözleriyle bitirilir. Bu arada mümkün mertebe İslam mezhepleri hakkında da sözedilebilirdi. Böyle bir giri-şim, bilhassa “X ve İslam” konulu başka çalışmalara da kolaylıkla dönüştürülebileceği için cazip olurdu. Burada uygulanan alternatif yaklaşım ise, bu birleşimin boş bir bağlantı olmadığını göstermekte-



Michael Cook, “Max Weber und islamische Sekten”, Max Webers Sicht des Islams, Suhrkamp Verlag, Frankfurt am Main 1987, 334-341.

    Yrd.Doç.Dr., Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Din Sosyolojisi ABD.