Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Kültür Topluluğu'nun Blog Sayfasına Hoşgeldiniz. Hoşça vakit geçirmeniz dileğiyle...
Arkadaşlar Facebook Grubumuza da bekleriz.

4 Kasım 2012 Pazar

Prof. Dr. Halil İnalcık - Röportaj

Dua edin 100 yaşını göreyim
RÖPORTAJ - SAMET ALTINTAŞ   -   4 Kasım 2012  
 
Prof. Dr. Halil İnalcık, yaşayan en büyük Türk tarihçisi… 1916 doğumlu İnalcık, en son ‘The Survey of Istanbul 1455’ (İstanbul Tahriri) adlı çok ses getirecek eserini yayımladı. 60 senedir İstanbul ve Fatih üzerine çalıştığını söyleyen İnalcık, yine ezber bozacak bilgiler paylaşıyor. Ona göre Avrupa’nın İstanbul üzerine bakışı yanlı ve gerçek dışı. Fatih, İstanbul’u yakıp yıkmadı. Talan edilmiş bir şehri zirveye taşıdı. İnalcık’a göre Türkiye, iç meselelerini bir an önce halletmeli. Bunların başında da yeni anayasa geliyor.
Prof. Dr. Halil İnalcık, evin balkonundan el sallıyor ve “Hoş geldiniz, şeref verdiniz.” diyor. İnalcık Hoca’nın evinin her köşesi kitaplarla kaplı. Kendi deyimiyle atölyesi… 97 yaşında olmasına rağmen gayet dinç, sağlıklı ve nüktedan. Yeni kitapları ile ilgili çalışmalar yaptığı odaları gösteriyor bize. Duvarda 1989 yılında kaybettiği eşi Şevkiye Hanım’ın büyük bir resmi göze çarpıyor. “Hanım olmayınca ev böyle dağınık oluyor işte.” diye iç geçiriyor bir ara. Halil Hoca’nın günlük ihtiyaçları kendisine tahsis edilen bakıcı bir hanım tarafından karşılanıyor. Evdeki her eşyanın ayrı bir hikâyesi var. Ama en çok balkona bakan koltuk, hoca için ayrıca önemli. Çünkü bu koltuğa oturup bahçedeki kavak ağacı ile dertleşiyor; hatta ona şiirler okuyor… Kitaplar ve yazma ile ömrünü geçiren İnalcık’ın tek isteği eserlerini tamamlamak. “Dua edin de Tanrı bana 100 yaşını görmeyi nasip etsin.” temennisinde bulunuyor.

2 Kasım 2012 Cuma

Zamanın Nabzı : Takvim

ZAMANIN NABZI: TAKVİM


Tarih boyunca, ya Güneş’in hareketleri, ya Ay’ın hareketleri veya her ikisinin hareketlerine göre senenin tespit olunduğu takvimler yapıldı. Şemsî sene (güneş senesi), yerkürenin güneş etrafında bir devir yaptığı zamanı ifade eder. 365.242 günüdür. Kamerî sene (ay senesi); ay küresinin, yerküresi etrafında 12 kere döndüğü zamandır. 354.367 gündür. Güneş yılı, ay yılından 11 gün uzundur.
Güneş Saati

1 Kasım 2012 Perşembe

İyi Paraya İyi Soyadı

İYİ PARAYA İYİ SOYADI

Dünyada ilk soyadı kanunu Yahudileri asimile etmek için Avrupa’da çıkarıldı. Sonra işler tersine döndü. Bu sefer Yahudileri ifşa etmek için kullanıldı.
Antik çağlardan beri Yahudiler dinî, millî ve kültürel sebeplerle isim değişikliklerine alışmışlardı. Her biri bulundukları ülkenin dilini konuşurdu. Unutulan İbranice’yi sadece bazı hahamlar bilirdi. Sefaradlar (İspanya Yahudileri) çoktan beri İbrani isim ve İspanyol soyisimleri kullanırdı: Avram (İbrahim) Franco gibi. Daha tutucu olan Aşkenazlar (Almanya Yahudileri) ise, hâlâ eski geleneğe göre, kendi adlarını, babalarının önadını, üstelik orijinal şekliyle kullanıyorlardı. Mesela, Yakov ben Yitzhak (İshak oğlu Yakub) gibi. İbranice isimler yasak değildi.

ALMANCA MECBURİYETİ

Avrupa’da Yahudilerin nisbeten en serbest olduğu Avusturya’da 1787 yılında bir kanun çıkarıldı. Bu kanuna göre bütün Alman Yahudilerinin Almanca isimler ve soyisimleri alması istendi. Yahudiler, nüfus memurlukları önüne biriktiler. Memurların ellerinde kabul edilebilir isimlerin listesi vardı. Lilienthal, Edelstein, Diamant, Saphir, Rosenthal gibi çiçek ve kıymetli taş benzetmesi güzel soyadı alabilmek için rüşvet vermek şarttı. Kluger (akıllı) ve Fröhlich (mutlu) gibi isimler çok pahalı idi.


BİNLERCE KİŞİYE AYNI SOYADI

Canı sıkkın memurlar, çoğunlukla kaba bir şekilde Yahudileri dört kategoriye ayırarak isimlendiriyorlardı. Weiss (beyaz), Schwarz (siyah), Gross (büyük) ve Klein (küçük). Dolayısıyla bu soyisimlerini taşıyan binlerce Yahudi vardır. Kötü niyetli memurlar birçok fakir Yahudiye inanılmaz çirkinlikte isimler veriyorlardı: Glagenstrick (darağacı), Eselkopf (eşek kafası), Taschengregger (yankesici), Schmalz (yağ), Borgenicht (borç almak) gibi. Din adamlarının soyundan gelen Yahudiler, Cohen, Kahn, Katz, Levi gibi isimleri alma hakkına sahiptiler. Buna rağmen, onları Almanlaştırmak mecburiyetindeydiler. Katzman, Cohnstein, Aronstein, Levinthal gibi. Geniş bir kesim, kökenlerinin bölgesini soyisim olarak aldılar: Brody, Epstein, Ginzberg, Landau, Shapiro (Speyer), Dreyfus (Trier), Horowitz ve Posner gibi. Bu, şüphesiz aşağılayıcı bir durumdu. Ama hükümetin Yahudileri tesbit ederek kolayca vergilendirebilmesini ve askere almasını sağlıyordu. Napoleon zamanında, vatandaşlık kanunu gereği, Fransa’da ve Avrupa’da Fransız işgalindeki topraklarda herkesin bir soyadı alması mecburiyeti getirildi.

31 Ekim 2012 Çarşamba

Renkli Kıta Hindistan'dan Garip Âdetler

RENKLİ KITA HİNDİSTAN’DAN GARİP ÂDETLER

Yüzlerce ırkın yaşadığı, binlerce dilin konuşulduğu renkli kıta Hindistan’da, hiçbir yere benzemeyen nice âdetler vardır. Bunlar göreni ve duyanı hayrette bırakır.


Yedi kocalı Hürmüz

Eskiden Hindistan’da bir kadının birden fazla kocası olabilirdi. Erkek kardeşler, umumiyetle aynı kadınla evlenirdi. Bu âdet Seylan’da 1858’den sonraki İngiliz işgaline kadar sürdü. Hindistan’ın kuzeyindeki Tibet’te hâlâ rastlanmaktadır.

27 Ekim 2012 Cumartesi

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci - NABZIMI BIRAK A DOKTOR, KALBİME BAK!


NABZIMI BIRAK A DOKTOR, KALBİME BAK!

16 Nisan 2008 Çarşamba
Gazete küpürünü görmek için tıklayınız!


Vaktiyle İstanbul’daki tıbbiye mektebi, dünyanın en ileri tıp fakültelerinden birisiydi. Her talebeye bir mikroskop düştüğünü, burada okuyanlar anlatmaktadır Hastanelerin masrafları zengin vakıflar tarafından karşılanırdı. Burada halka bedava bakılır; fakirlerin ilaçları da bedava verilirdi. Doktorluk; kâtiplik ve zâbitlikle beraber zamanın en popüler mesleklerinden biri hâline geldi. Bu hususta şarkılar bile yazıldı.

14 Mart 1827 tarihinde Sultan II. Mahmud Avrupaî usulde tıp fakültesini kurdu: Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne. Kuruluşu her sene tıp bayramı olarak kutlanır. Daha önce tıp fakültesi yok muydu? Anadolu’da Selçuklular devrinden beri ciddî tıp müesseseleri vardı. Kayseri, Edirne, Amasya ve İstanbul gibi büyük şehirlerdeki hastaneler, aynı zamanda mühim birer tıp fakültesi idi. Medresede belli bir dereceye kadar okuyan talebe, eğer tıp tahsili görmek isterse buraya intisap eder; burada usta-çırak münasebeti çerçevesinde tabip, cerrah ve kehhal (göz hekimi) olarak yetişirdi. Bunların kaleme aldığı nice kıymetli eserler kütüphaneleri süslemektedir.


Modern manadaki ilk tıp fakültesi olan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de eğitim gören doktor namzetleri mesleklerinde çok iyi yetişiyordu. Birkaç lisan birden öğrenen talebeler, Avrupa’da da eğitim görme imkanı yakalıyordu. Öyle ki buradan dünya çapında akademik ehliyetini ispatlamış birçok doktor yetişmişti.

KURBAN BAYRAMI - A.Cihat Eroğlu

KURBAN BAYRAMI

Kurban bayramı denilince aklımıza gelen ne olmalıdır? Hiç bu soruyu kendimize sorduk mu? Belki kendi kendinize demişsinizdir"Bayram işte yaa kutluyoruz." diye. Sizce lması gereken bu mudur?Nerden gelmiş bu bayram neden her yıl kutlanır olmuş biliyor muyuz?

Hz.Adem (as) 'dan beridir kurban kesimi mevcuttur. Ancak bu bayram bize Hz.İbrahim (as)'dan miras olarak süregelmiştir. Bu hadiseyi hepimiz çok kez duymuşuzdur. Hz.İbrahim oğlunu kurban edecekti. Allah ona o vakit bir koç ihsan eyledi. O da onu kesti ve kurban ondan bize miras bir ibadet olarak kaldı diyoruz. Peki Hz.İbrahim neden oğlunu kurban edecekti? Çünkü Cenab-ı Hakk'a bir duada bulunmuş, kendisine bir erkek evlat nasip etmesini istemiş ve gerekirse onu Allah yolunda kurban edebileceğini söylemişti. Gün geldi Rabb'imiz bir erkek evlat nasip etti. Hz.İbrahim'de Allah'a bağlılığının ve samimiyetinin nişanesi olarak bu amele girişti. Ancak Yüce Allah onun samimiyet ve bağlılığını gördükten sonra kendisine bir koç bahşetti ve oğlu İsmail'i kendisine bağışladı. Birinci görmemiz gereken nokta budur. Kurban ibadeti hayvan kesmekten öte Allah'a bağlılığımız ve samimiyetimizin sembolüdür. Kur'an'da da buna işaret edilmiştir." Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat O’na sadece sizin takvânız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele!"(Hac Suresi 37).

Pele

1940 yılında bugün(23 Ekim) doğan Pele,futbol kariyerinde 1281 gol atarak kırılması çok zor olan bir rekora imza atmıştır. Bununla beraber Pele, kariyeri boyunca 6 defa bir maçta 5'er gol kaydederek ayrı bir başarıya daha imza atmıştır. 30 defa da bir maçta 4'er gol kaydeden Pelé tam 92 maçta da hat-trick yapmıştır.

Brezilya Ligi'nde oynanan bir maçta Pelé'nin oyundan atılması sonrası taraftarlar isyan etmiş ve hakemi zor durumda bırakmıştır! Bunun üzerine Pelé 15 dakika sonra oyuna tekrar dönmüştür.
Not: Nijerya Pelé'nin maçını izlemek için Biafra ile yaptığı savaşta 2 günlük ateşkes ilan etmiştir