Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Kültür Topluluğu'nun Blog Sayfasına Hoşgeldiniz. Hoşça vakit geçirmeniz dileğiyle...
Arkadaşlar Facebook Grubumuza da bekleriz.

20 Ağustos 2012 Pazartesi

Tut Ellerimden - Abdurrahim Karakoç

Tut Ellerimden

Sırat’tan incedir sevda köprüsü
Beraber geçelim tut ellerimden.
Niyet ak güvercin, vuslat gökyüzü
Beraber uçalım tut ellerimden.

Gönüldeki birlik kalkandır dışa
Aldırma ayaza, yele, yağışa
Giden ilkbahara, gelecek kışa
Beraber göçelim tut ellerimden.

Birleşmek üzredir şafakla gurûp
Korku beklenilmez kapıda durup
İster zehir olsun, isterse şurup
Beraber içelim tut ellerimden.

Çağır hayallerin en ötesini
Yakından duyarsın aşkın sesini
Sonsuz mutluluğun penceresini
Beraber açalım tut ellerimden.

Hatırla kaybolan hatıraları
Elmastan ışıklı, altundan sarı
Zaman tortusundan işte onları
Beraber seçelim tut ellerimden.

Şüphe “başlangıç”tır, karar “nihayet”
Zamanı zamana etme şikayet
Kaçmak kurtuluştur diyorsan şayet
Beraber kaçalım tut ellerimden.
Abdurrahim Karakoç

19 Ağustos 2012 Pazar

İtidalli Bir Yenilikçi: 3. Selim

İtidalli Bir Yenilikçi: 3. Selim
28. Osmanlı Padişahı 3. Selim, 24 Aralık 1761'de Sultan 3. Mustafa ve Mihrişah Sultan'ın ilk oğulları olarak Topkapı Sarayı'nda dünyaya gelmiştir. Osmanlı saray âdetleri gereğince, doğan ilk şehzade için yapılan kutlamalar hep büyük ve coşkulu olduğu için 3. Mustafa da, oğlu Selim'in dünyaya gelişini yedi gün yedi gece devam eden şenliklerle kutlamış, hayırlı ve mutlu bir hayat sürmesi için dualar ettirmiştir. Özellikle padişahların 36 yıl boyunca (1725–1761) hiç erkek çocuklarının (şehzâde) olmaması, bu coşkulu kutlamalara yüklenen mânâyı daha iyi anlatmaktadır.

3. Selim beş-altı yaşlarına geldiğinde önce İncili Köşk önünde yapılan bir törenle (Bed'i Besmele) derse başlamış, akabinde kendini ilim adamlarının rahle-i tedrisinde bulmuş, başta İslâmî ilimler olmak üzere oldukça iyi bir eğitim almış, öğrendiklerini tam bir hâl dili hâline getirmiştir. Arapça ve Farsçayı çok iyi öğrenmiş, İslâmî ilimlerde kendini sürekli yenilemiştir. Babası 3. Mustafa ıslahat ve yenilik hareketlerini hayata geçirirken oğlu Selim'i de yanında bulundurmuş, onun devlet işleyişine alışmasını temin etmeye çalışmıştır. Ayrıca aldığı eğitimler neticesinde iyi bir hattat, iyi bir binici, kılıç sallamakta ve ok atmada oldukça kabiliyetli bir şehzâde olarak temayüz etmiştir. Tahta çıkınca bastıracağı "sahihü'l-ayar" sikkelerinin desenlerini bile çizmiştir. Bu durum, devlet işlerini ne kadar ciddiye aldığını göstermektedir.

Medeniyetler ve Oluşumları

MEDENİYETLER ve OLUŞUMLARI

Tarih boyunca, dünya üzerinde çeşitli medeniyetler kurulmuştur. Son yapılan sosyolojik araştırmalara göre, dünya üzerinde var olan medeniyetlerin esasen sınırlı kökenlere dayandığı tespit edilmiştir. Peki, medeniyet denince akla ne gelmelidir? Medeniyet, kısaca, bir toplumun ürettiği sanat,bilim,kültür vs. gibi insani unsurların ,o topluma,o toplumun yaşantı tarzına has bir biçimde uyum sağlamasıdır. Yani, her toplumun, her devletin kendine has bir medeniyet anlayışı olabilir; fakat bazı medeniyetler benzerdir ve bu medeniyetlerin dayandıkları ortak kökenler mevcuttur. Coğrafi koşullar, insanın yaşam tarzı üzerinde çok önemli bir faktör olduğu için, toplulukların yaşam tarzlarını ve anlayışlarını belirleyen ana faktörlerden biri de o toplumun bulunduğu coğrafyadır.
Tarihin bilinen en eski devirlerinden itibaren, kavimler; birbirleri ile karışmışlar, topluluklar oluşturmuşlar ve neticede günümüzdeki modern anlamıyla milletleri meydan getirmişlerdir. Her kavim, yönetim altına aldığı kavimi etkilemiş; aynı zamanda da o kavimden de etkilenmiştir. Tarih boyunca süren bu etkileşimler nihayetinde günümüz dünyasını oluşturan bir medeniyetler çatışması yaratmıştır. Bugün, evrensel olarak bildiğimiz çoğu kültür dalı, çeşitli etkileşimler sonucunda meydana geldiği için, belirli bir topluma atfedilemez. Kültür ve sanat, coğrafi koşullardan ve her türlü açık görüşten etkilenebildiği için çağımızın en tartışılan sorunlarından biri olmuştur. Kurucu ve yöneten sıfatını taşıyan iktidarı elinde bulunduran milletlerin kendi isimleri altında düşünülen kültür, esasen tarih boyunca birçok toplumdan miraslar devir alarak bugünkü haline ulaşabilmiştir. Günümüz dünyasında şekillenen yeni demokrasi anlayışlarıyla, dünya, gelecekte yepyeni bir hal alacakmış gibi görünüyor, fakat tarihi sorgularken günümüz anlayışı ile bakarsak hata etmiş oluruz. Neticede, tarihi ve diğer unsurları şekillendiren öncelikle güçlü ve istikrarlı toplumlardır.

18 Ağustos 2012 Cumartesi

Osmanlının 'Kuş Evleri'

Osmanlı döneminin 'Kuş Evleri' yok oluyor

Osmanlı döneminde özellikle serçe, kumru, güvercin gibi kuşların soğuk kış günlerinde barınması için cami, medrese, türbe, kilise ve sinagogların dış cephesine yapılan ve zarif mimarileriyle göz okşayan kuş evleri günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor.

Osmanlı döneminin 'Kuş Evleri' yok oluyorSanat tarihçisi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde öğretim görevlisi Hayri Fehmi Yılmaz yaptığı açıklamada, “kuş evi”, “kuş sarayı”, “serçe sarayı” ve “kuş köşkü” de denilen yapıların, Osmanlı mimarisinde 17. yüzyılın sonlarından itibaren görülmeye başlandığını ve 18. yüzyılda yaygınlaştığını söyledi.

Osmanlı'nın hayır kurumuna özel bir önem atfettiğini belirten Yılmaz, kuşların yuva yapması, soğuktan korunması amacıyla yapılan kuş evleriyle sevap işlemeyi de amaçladığını anlattı.

Yılmaz, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yer alan eserlerde görülen kuş evlerineİstanbul başta olmak üzere Edirne'den Doğu Beyazıt'a kadar birçok yerdeki yapılarda rastlandığını belirterek, kuş evlerinin, batıdaki kadar heykel ve kabartma kullanılmayan Osmanlı mimarisinin çok ağır başlı olan cephelerini de hareketlendirdiğini ve süslediğini kaydetti.

Baskı artıkça İran'la ortaklığımız da artıyor!

İRAN
Baskı artıkça İran'la ortaklığımız da artıyor!
Bu yıl kurulan yabancı ortak sermayeli 2 bin 375 şirketin 554'ünde 107.4 milyon TL İran sermayesi bulunuyor. Batı'nın ambargo baskısı arttıkça, hem Türkiye'deki İranlı ortak sayısı hem de iki ülke arasında yüzyıllardır devam eden ticari ilişkiler artıyor
2012'nin ilk yedi ayında Türkiye'de yeni kurulan İran ortaklı şirket sayısı geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 53 artarak 554'e ulaştı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) verilerine göre toplam sermayesi 196.9 milyon TL olan bu şirketlerdeki İran sermayesi 107 milyon 353 bin TL oldu. Yeni kurulan şirketlerdeki İran sermayesi geçen yıla oranla yüzde 88 arttı. 2010 yılının ilk yedi ayında ise kurulan 1.424 yabancı ortaklı şirketin sadece 162 tanesinde İran sermayesi bulunuyordu.

Özellikle son 1 yıldır ABD ve İsrail'in kıskacına giren ve uranyum zenginleştirme programının barışçıl olduğuna Batı'yı bir türlü ikna edemeyen İran'ın ekonomisi ambargolara rağmen 2011'de yüzde 2.5, 2010'da ise yüzde 3.2 büyüdü. ABD'nin Türkiye dahil müttefiklerine uyguladığı baskı ve Mahmud Ahmedinejad yönetiminin Suriye'deki kargaşa yüzünden Ankara'yı sorumlu tutmasına rağmen yüzyıllardır devam eden Türkiye-İran ticari ilişkilerinden bir yakınlaşma gözleniyor. 




Minos Uygarlığı(Girit)


Girit Uygarlığı ya da Minos Uygarlığı, Tunç Çağı'nda bugün Yunanistan'a bağlı olan, Ege Denizi içindeki Girit Adası'nda, MÖ yaklaşık 3500'lerde doğmuş bir uygarlıktır. Minos Uygarlığı, MÖ 2700 ile 1450 yılları arasında en parlak dönemlerini yaşadı ve yavaş yavaş eski gücünü yitirmesinin ardından Girit üzerinde Miken kültürü baskınlaşmaya başladı.
Girit Uygarlığının tüm dünyada yaygın olarak kullanılan bir adı olan Minos terimi, ülkenin mitolojik kralı Minos'tan esinlenerek İngiliz arkeologlar tarafından türetilmiş ve daha sonra köklü bir biçimde yerleşmiştir. Ancak Giritlilerin bu dönemde kendilerini ne olarak adlandırdıkları bilinmemektedir. Eski Mısır kaynaklarında Keftiu, Sami dillerindeki Kaftar ve Suriye'deki Mari kentinde bulunan yazıtlarda Kaptara olarak geçen bir yer adının Girit Adası'na ait olduğunu sanılmaktadır. Girit Uygarlığı'nın dağılmasından sonra ortaya çıkan Odysseia destanında Homeros, Girit'in yerlilerini Eteokritiki (Yunanca: Ετεοκρητική, Gerçek Giritliler) olarak adlandırmıştır. Bunların, Girit Uygarlığı'nın yıkılması ile Miken Uygarlığı'nın oluşması arasındaki süreçte, önceden adada yaşayan Giritlilerin torunları olduğu sanılmaktadır.
Girit sarayları adadaki arkeolojik kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılmış en önemli en bilinen yapı türleridir. Bu saraylar, arkeologlar tarafından gün yüzüne çıkarılan pek çok belgenin söylediklerine göre yönetim işlerinin halledildiği noktalardı. Bugüne dek adada bulunan ve toprak altından çıkartılan her bir sarayın kendine özel bir özelliği vardır ve hiçbiri birbirine benzememektedir. Ancak kendilerini diğer yapılardan ayıran ortak özelliklere de sahiplerdir. Her bir saray, iç ve dış merdivenler ile ulaşılabilecek çok katlı yapılardır. Sarayları oluşturan ögeler arasında kuyular, çok büyük kolonlar, depo ve kilerler ile geniş avlular da vardır.

Uzaya gidene 20 milyon TL teşvik!


Uzaya gidene 20 milyon TL teşvik!
Devlet, uzay ve havacılık için Ar-Ge teşvik üst limitini 20 milyon TL, bilişim için ise 10 milyon TL olarak belirledi. Teşvikler bir kerede değil, dilimler halinde verilecek
Uzaya gidene 20 milyon TL teşvik!Devlet uzay ve havacılık ile bilişim sektörlerinde yerli üretimi özendirmek için araştırma-geliştirme (Ar-Ge) faaliyetlerine teşvik bütçelerini belirledi. Dünyada 2012’de uzay araştırmaları için ayrılan tahmini bütçe 35 milyar iken Türkiye’de bu rakamlar düşük kaldı. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, bilişimle ilgili çalışmalara en fazla 10 milyon TL, uzay ve havacılıkla ilgili çalışmalara da 20 milyon TL teşvik verecek. Resmi Gazete’de yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderilen yönetmeliğe göre teşvik için gerekli finansman, Evrensel Hizmet Fonu’ndan karşılanacak. Fon’da, bu amaçla 400 milyon TL’yi aşkın kaynak bulunuyor. Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Havacılık ve Uzay Teknolojileri Genel Müdürlüğü ilgili faaliyetleri yürütecek.

3 DİLİMDE VERİLECEK
Teşvikler, Ar-Ge çalışmasının gerçekleşmesine göre dilimler halinde verilecek. Çalışmanın belli bir aşamasında teşvik tutarının yüzde 20’si serbest bırakılacak. Daha sonra ek yüzde 50’, son olarak da yüzde 30’luk dilim serbest bırakılacak. Devlet, uzay ve havacılık için Ar-Ge teşvik üst limitini 20 milyon TL, bilişim için ise 10 milyon TL olarak belirledi. Teşvikler bir kerede değil, dilimler halinde verilecek Teşvik başvuruları yılda 3 kez ocak, mayıs ve eylül aylarında alınacak. Ar-Ge çalışmalarının 36 ayda sonuçlanması gerekecek.